Buldan: Ülkenin içine çekildiği zifiri karanlığı aydınlatacak en büyük güç kadınların örgütlü mücadelesidir

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, milletvekilleri Tülay Hatimoğulları ve Fatma Kurtulan, Ekoloji Komisyonu Eş Sözcüsü Menekşe Kızıldere, Kadın Meclisi üyeleri Seher Kadiroğlu, SYKP Eş Genel Başkanı Canan Yüce ve Adana İl Kadın Meclisi üyelerinden oluşan heyet, Kadınlar İçin Adalet Kampanyasının ikinci etabı olan Kadın Yoksulluğuna Hayır Buluşmaları kapsamında Çukurova’da.

-Reklam-

Heyet, Çukurova’daki planlamanın ikinci gününde Adana Kadın Platformu bileşenleriyle bir araya geldi.

Toplantıda Ayşe Acar Başaran yaptığı kısa konuşmada, kampanyalarına ilişkin bilgi verdi. Başaran şunları söyledi: 

10 Şubat’ta Kadınlar İçin Adalet Kampanyası başlatmıştık. Kadınlar hayatın her alanında farklı türden bir adaletsizlikle yüz yüze kalıyor. Kadınlar iki üç kat daha fazla bu adaletsizlikle yüz yüze kalıyor. Bir de kadın yoksulluğunun yarattığı adaletsizlik var. 5 bölgede kadın yoksulluğuna ilişkin buluşmalar yaptık. Bu soruna nasıl çözüm bulacağımızı belirlemek için bu buluşmayı yaptık.

 Ardından söz alan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan şunları söyledi:

Adana Kadın Platformu’nun değerli bileşenleri ve kadın örgütlerinin değerli temsilcileri; hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. Bugün burada sizlerle birlikte olmaktan son derece mutlu olduğumu öncelikle ifade etmek isterim. Kuzeyden güneye, doğudan batıya, Çukurova’ya kadın mücadelesinin ağlarını ören siz değerli arkadaşlarımla bir araya gelmek son derece heyecan verici, güç verici. Tabii ki bugün fiziksel olarak aramızda bulunamasalar bile cezaevlerinde mücadelemize güç vermeye devam eden, yürüttükleri kadın mücadelesinin bedelini siyasi rehine olarak ödeyen yoldaşlarımız var. 

Çukurova’dan Figen’e ve cezaevindeki tüm kadın yoldaşlarımıza selamlarımızı iletiyorum

Çukurova’dan, memleketinden, başta Sevgili Figen Yüksekdağ olmak üzere bütün kadın yoldaşlarımıza da en içten sevgi ve selamlarımızı iletiyorum. Ortak kadın mücadelemiz özgürlüğün kapısını mutlaka açacaktır. Bütün kadın yoldaşlarımızla alanlarda, meydanlarda büyük buluşmalar gerçekleştireceğiz, başarıya hep birlikte yürüyeceğiz. Bundan hiç kimsenin kaygısı ve kuşkusu olmasın.

Ülkenin içine çekildiği zifiri karanlığı aydınlatacak en büyük güç kadınların örgütlü mücadelesidir

Kendisini bir kadın partisi olarak kabul eden ve bu tahayyülle siyaset yapan, örgütlenen Halkların Demokratik Partisi olarak ortak mücadeleye, ortak mücadelenin gücüne ve başarısına inanıyoruz. Bu nedenle atölyede, fabrikada, tarlada, evlerde ve farklı platformlarda bütün kesimlerden kadınlarla bir araya geliyoruz. Sorunlarımızda ve çözüm arayışımızda mutlaka ortaklaşmanın yol ve yöntemlerini bulmaya çalışıyoruz. Ortak bir mücadelede güçlü bir kadın birlikteliğinin çabasını veriyoruz. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz ki bugün ülkenin içine çekildiği zifiri karanlığı aydınlatacak en büyük güç; kadınların örgütlü gücü ve mücadelesidir, kadınların ferasetidir, kadınların cesaretidir. 

Bugünkü çürümüşlük bir ülkenin başına gelebilecek en büyük felaketlerden biridir

Evet, maalesef ki ülke şu anda ekonomiden sağlığa, hukuktan demokrasiye, eğitimden siyasete bütün alanlarda tam anlamıyla bir çöküşün içerisindedir. Tekçi, erkek, talancı bir düzenin bu ülkeye verebileceği tek şey kıyım, yıkım ve çöküş olabilirdi ve onu da gerçekleştirdiler. Nereye bakarsanız bakın bu iktidarın yarattığı çürümüşlüğün ağır kokusu her tarafta yaşamın her alanında hissedilmektedir. Bu, bir ülkenin başına gelebilecek en büyük felaketlerden biridir. Maalesef ki her felakette olduğu gibi bu durumdan da yine en çok kadınlar etkilenmektedir. Tekçi, erkek, faşist iktidar kadınlar için daha fazla şiddet, daha fazla ölüm, daha fazla yıkım, daha fazla kadın yoksulluğu, daha fazla emek sömürüsü üretmiştir. 

Halkın yüzde 80’i açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır

Ne pandemiye karşı ne kadına yönelik suçlara ve kıyıma karşı ne ekonomik kriz ve yoksulluğa karşı kadınları desteklemeyen ve korumayan erkek iktidar bütün devlet gücünü ve imkanlarını sadece kendi rant çevresini daha fazla zenginleştirmek ve korumak için kullanmıştır. Bugün itibariyle ülkede halkın yüzde 80’i açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Halkımız ve de özellikle kadınlar emek sömürüsü ve yoksulluğun altında olağanca ağırlığıyla ezilmektedir. 

Kadınların emeği ve alın teri bu bereketli topraklarda yok sayılıyor

Sadece Çukurova’ya bakalım. Kadınların emeği, kadınların alın teri ile bu bereketli topraklarda yok sayılıyor. Fabrikaların çarkları kadınların emeği ile dönüyor. Evde, tarlada, fabrikalarda, atölyelerde insan gücünün olduğu her yerde kadının muazzam emeği hayatı döndürmektedir. Fakat ne yazık ki bu devasa emek karşılığını bulmuyor. Kadınlar eşitsiz şartlarda, eşitsiz ücretlerle, güvencesiz bir şekilde kadınları açlığa ve yoksulluğa mahkûm eden şartlarda çalışıyor. 

Kadın üretiyor iktidar ve yandaşlarının cebi doluyor

Kadın üretiyor tekçi erkek iktidar kazanıyor ve tüketiyor. Kadın çalışıyor tekçi erkek iktidar ve bir avuç erkek yandaşın cebi doluyor. Ne milli gelirden ne ülke bütçesinden kadınlara kaynak ayrılmazken ülkenin bütün kaynakları iktidarın bir avuç rant çevresinin yağmasına açıldı, açılmaya devam ediyor. İşte bakınız ülkenin kasası sayılan Merkez Bankasından 128 milyar doları erittiler. Bu ülkenin doğasını ve ekonomisini beşli çetelerinin yağmasına açtılar. Çiftçiyi, üretimi, emeği desteklemek için kurulmuş olan bir bankadan çiftçiye, öğrenciye fahiş oranlarda faizler, icralar uygulanırken tek bir adama, Demirören’e 750 milyon dolar peşkeş çekilmiştir.

İktidar kadınlarla mücadele içinde, kadınlara karşı saldırı pozisyonundadır

Topraklarımız, ormanlarımız ve doğamız bu talancıların yağmasına açılmıştır. Hergün bunlar yağmalanmaya devam ediliyor. Peki ya kadınlar? Kadınlar için ülke bütçesinden hiçbir pay ayrılmazken aksine tekçi erkek iktidar, kadınlarla mücadele içerisine girmiştir. Tekçi erkek iktidar, siyaset alanında kadın siyaseti yürüten bizlerle, kadın mücadelesi yürüten kadın örgütleriyle, doğasını, bağını bahçesini, suyunu savunan kadınlarla, hakikati isteyen, adalet arayan kadınlarla mücadele halindedir. Kadınlara karşı saldırı pozisyonundadır. 

İstanbul Sözleşmesi kadını ölümden, şiddetten, sömürüden korumaktır

İşte bakınız İstanbul Sözleşmesi’nin, kadınların anayasası niteliğindeki uluslararası bir sözleşmenin tek bir adamın, tek bir imzasıyla feshedilmesi, İstanbul Sözleşmesinin savunan kadınlar hakkında erkek yargı tarafından davalar açılması bunun en açık ifadesi ve göstergesidir. Nedir İstanbul Sözleşmesi? Her kadın bunu iyi biliyor ama bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyoruz. Cinsiyet eşitsizliğine karşı ve bunun bir sonucu olarak ortaya çıkan kadına yönelik her türlü suça karşı önleyici ve koruyucu mekanizmaları oluşturmak ve bu mekanizmaları etkin bir şekilde işletmeyi sağlamak. Özcesi kadını ölümden, şiddetten, sömürüden korumaktır İstanbul Sözleşmesi. 

AKP döneminde kadın katliamları yüzde 1400 oranında arttı

Fakat iktidarları boyunca yargısından medyasına bütün kurum ve kuruluşlarına kadar cinsiyet eşitsizliğinin derinleşmesine muazzam katkılar sunan bu hükümet kendi döneminde kadın katliamlarının yüzde 1400 artmasına bu şekilde olanak sağlamıştır ve bu durumdan hiçbir şekilde de rahatsız değildir. Aksine mevcut tablonun bozulmaması için de her alanda kadınları hak kaybına uğratmak için çok büyük bir çaba sarf etmektedir. 

İstanbul Sözleşmesi biz kadınların mücadelesi sonucu elde edilmiş bir kadın kazanımıdır

Ancak her zaman söyledik yine söylüyoruz. Kadınların elde ettiği hiçbir kazanım erkeklerin bize bir lütfu değildir. İstanbul Sözleşmesi de aynen böyledir! İstanbul Sözleşmesi gerek dünya kadınlarının gerekse bu ülkede yaşayan biz kadınların mücadelesi sonucu elde edilmiş bir kadın kazanımıdır ve bu kazanımımızı ne tek adamın ne de şürekâsının erkek insafına terk etmedik, terk etmeyeceğiz! 

İstanbul Sözleşmesinin uygulanmadığı süre boyunca katledilen her kadının faili hükümet olacak

İstanbul Sözleşmesinin her bir maddesi etkin bir şekilde uygulanıncaya dek mücadele etmeye devam edeceğiz ve bunu mutlaka ama mutlaka savunacağız, koruyacağız. İstanbul Sözleşmesinin uygulanmadığı süre içerisinde yitirdiğimiz her kadının, kadınlara yönelik olarak gerçekleştirilen her türlü suçun faili olarak bu hükümeti bileceğiz ve adalet önünde kadına yönelmiş her türlü suçun hesabını soracağız, soruşturacağız. Bu da böyle bilinsin.

Kadınları ölüme ve sömürüye terk eden iktidardan yargı önünde ve seçimlerde hesap soracağız 

Kadınlar devletten erkek şiddetinin önlenmesini talep etmelerine rağmen her gün erkekler tarafından katlediliyorken, bu tekçi faşist iktidarın devletin bütün imkânlarını mafya düzenini korumak için seferber ettiğini asla unutmayacağız. “Kadına yönelik şiddet tolere edilebilir” diyerek, erkek şiddetini meşrulaştırmaya çalışan Aile Bakanı’nın bu tutumunu asla ve asla unutmayacağız. Tüm bu şiddetin hesabını gerçek adalet önünde verecekleri günler de uzakta değildir. Kadınları ölüme ve sömürüye terk ederken suçu ve suçluyu koruyan hükümet pratiklerinin hesabını biz kadınlar hem ilk seçimde sandıklarda hem de adalet önünde mutlaka soracağız. 

İktidarın kadınlarla mücadelesi HDP’ye açılan kapatma davası ile de devam etmektedir

Az önce de ifade ettiğim gibi bu tekçi erkek iktidarın kadınlarla mücadelesi HDP’ye açılan kapatma davası ile de devam etmektedir. Çünkü kendi erkek iktidarlarını ve mafya düzenini tahkim etmek ve güvenceye almak için HDP’siz bir siyasete ihtiyaçları var. Çünkü savaş, soygun ve mafya düzeninin son bulması için HDP en büyük değişim gücüdür. Çünkü HDP demokrasi mücadelesidir, eşitlik mücadelesidir, barış mücadelesidir, adalet mücadelesidir. Çünkü HDP’siz siyaset kadınsız siyasettir, kadınsız parlamentodur, cinsiyet eşitsizliğinin derinleştirilmesidir.

Kadınlar başta olmak üzere tüm demokrasi güçleri saldırılar karşısında HDP etrafında kenetlenmelidir

Emekçilerden kadınlara, Alevilere, Kürtlere, çiftçilere tüm ezilenlerin tasfiye edilmesi, güçsüz bırakılmasıdır. Sonuçta bu iktidar çok iyi biliyor ki HDP bu ülkede gerçek muhalefetin adıdır. Bu karanlığın karşısında temiz ve aydınlık bir alternatiftir. HDP gerçek bir çözüm ve değişim gücüdür. Bu nedenle en büyük mücadeleleri bizlere karşı, HDP’ye karşı; bu temelde tüm ezilenlere ve kadınlara karşıdır. 

İşte bu nedenle kadınlar başta olmak üzere tüm demokrasi güçleri HDP’ye yönelen bu hukuk dışı saldırılar karşısında HDP etrafında mutlaka ama mutlaka kenetlenmelidir. Biz kadınlar olarak siyaset gücümüz ve imkânımız olan HDP etrafında güçlerimizi birleştirmeye devam etmeli, HDP ile beraber aydınlık geleceğin inşasında yer almalıyız.

Kurtuluşumuz kendi öz gücümüzdedir

Tekçi, talancı, erkek ve mafya düzenine karşı kadınların tam da şimdi birlik ve beraberlik içinde olma zamanıdır. Bu kirli düzeni değiştirmek ve demokratik, eşitlikçi bir hukuk düzenini sağlamak biz kadınların ellerindedir. Bizim bunu sağlayacak gücümüz de var bunun gerçek olduğunu çok iyi biliyoruz. Bizim kurtuluşumuz kendi öz gücümüzdedir.

Daha çok direneceğiz, daha çok güçleneceğiz ve bu kirli düzeni bizler alaşağı edeceğiz

Tekçi, erkek, faşist, mafya düzeni ile mücadele ederken yorulmayacağız, yılmayacağız ve yıkılmayacağız. Daha çok direneceğiz, daha çok güçleneceğiz ve ilk seçimlerde bu kirli düzeni biz kadınlar alaşağı edeceğiz. Bundan zerre kadar kuşkum yoktur. Hiçbir arkadaşımın da kuşkusu olmamalıdır. Ben bu duygu ve düşüncelerimle bir kez daha hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum. Şimdi biraz da sizleri dinlemek istiyorum birlikte nasıl büyüyebiliriz, nasıl büyüyebiliriz bunları konuşalım istiyorum. Tekrardan hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

/hdp-basın/

İlginizi çekebilir